Türkiye genelinde karne günü, öğrencilerin bir yıllık öğrenim maratonunun ardından başarılarını değerlendirdikleri önemli bir dönüm noktası. Ancak bu yıl, karne günü birçok veli için beklenmeyen bir sürprizle doluydu. Geçtiğimiz günlerde birçok okulu ziyaret eden veliler, çocuklarının öğretmenleriyle duygusal anlar yaşadığını gözlemledi. Öğrenciler, karne alma töreninde gözyaşları içerisinde öğretmenleriyle sarılırken, öğretmenlerin de duygusal anlar yaşadığı gözlerden kaçmadı. Peki, bu tür duygusal anlar neden gerçekleşti? Bu sorunun cevabını aramak için bazı okullara yöneldik ve öğrenci, veli ve öğretmenlerden aldığımız bilgilerle durumun perde arkasını ortaya koymaya çalıştık.
Karne günü, her yıl olduğu gibi heyecan ve endişeyle beklenen bir gün. Her öğrencinin karnesi, başarısını ve geleceğe yönelik umutlarını simgeler. Ancak birçok öğrenci bu yıl, »hem eğitim süreçlerinin zorluğuna hem de pandemi sonrası yaşanan belirsizliklere« bağlı olarak bu günün duygusal tarafını daha derin bir şekilde hissetti. Öğrenciler, öğretmenleri ile olan bağlarının sıkılaşmasının yanı sıra, kendi duygusal durumlarıyla da yüzleşmek zorunda kaldılar. Okul döneminin bitişi, onların arkadaşlık ilişkilerini, öğretmenleriyle kurdukları bağları ve hatta sınıf ortamındaki günlük hayatlarını sona erdirdiği için birçok öğrenci büyük bir kayıp hissi yaşadı. Bu kaybın yarattığı duygusal çalkantı, öğretmenler ve öğrenciler arasında duygu dolu anların yaşanmasına sebep oldu.
Veliler, çocuklarının gözyaşlarıyla dolu anlarını gördüğünde şaşkınlıklarını gizleyemediler. Birçok veli, "Okula geldiğimizde öğretmenlerin öğrencilerle ağladığını gördüm. Bu manzara beni çok duygulandırdı," diyerek hissettiklerini dile getirdi. Öğretmenler ise bu durumu, öğrencilerin öğretim süreçleri boyunca yaşadığı zorluklara ve sağlanan desteklere bağlı olduğunu ifade ettiler. "Bu yıl özellikle zor bir dönemdi ve öğrencilerimizin bu kadar duygusal tepkiler vermesi normal," diyen bir öğretmen, devamında, "Pandemi süreci, öğrencilerin eğitim alırken yaşadıkları sosyal ve psikolojik zorlukları artırdı. Öğrencilerimizin bu süreçte bize olan güveni ve azmi, duygusal bağımızı güçlendirdi," şeklinde belirtti. Böyle bir bağın oluşması, sadece eğitim sürecini değil, aynı zamanda sosyal yaşantıyı da derinden etkilemiştir.
Veliler, çocuklarının bu duygu dolu anlarına tanıklık ettiklerinde, okulun yalnızca bir öğrenim kurumu olmadığını, aynı zamanda birer yaşam alanı ve sosyal gelişim merkezi olduğunu bir kez daha anlamış oldular. Öğretmenlerin yıllar süren özverili çalışmaları, öğrencilerinin hayatında büyük bir etki yarattı. "Çocuklarımıza sadece bilgi vermekle kalmadık, aynı zamanda onları sosyal hayata da hazırlıyoruz. Bu yüzden aramızda güçlü bir bağ oluştu," diyerek duygularını paylaşan bir öğretmen, bu tür anların ne kadar değerli olduğunu vurguladı.
Sonuç olarak, bu yıl karne günü, sadece notların verildiği bir gün olmanın ötesine geçti. Öğrencilerin ve öğretmenlerin paylaştığı duygusal anlar, eğitim sürecinin yalnızca akademik başarılarla değil, aynı zamanda sosyal duygusal bağlarla da tanımlandığını gösterdi. Gelecek yıl için de umutla dolu bir döneme girmeyi planlayan öğrenci ve velilerin, öğretmenleriyle birlikte bu duygusal bağı güçlendirecek yeni deneyimlere ve öğrenim fırsatlarına yelken açacakları kesin. Karne günü, geleceğe dair umutların tazelendiği, dostlukların pekiştiği ve eğitim camiasının ne denli güçlü bağlarla bağlı olduğunu vurgulayan bir gün olarak hafızalarımızda yer edecek.